FAIL (the browser should render some flash content, not this).

 

    


 



            BELEN ADINA ORTAÇAĞ KAYNAKLARINDA RASTLANMAYIP, BURANIN KANUNİ DEVRİNDE KURULDUĞU BİLİNMEKTEDİR. 1552 YILINDA HALEP’LE İSKENDERUN ARASINDA YENİ YOL ARANIRKEN ŞİMDİKİ İLÇEMİZİN BULUNDUĞU YERE KANUNİ TARAFINDAN CAMİİ, HAMAM VE HAN YAPTIRILMIŞ VE BURAYA 250 DERBENTÇİ (GEÇİT KORUCUSU) YERLEŞTİRİLMİŞTİR. BİRKAÇ YIL SONRA HÜKÜMET BURAYA 65 AİLE DAHA NAKLETMİŞ VE TEPECİK TIMARI ADINI VERMİŞTİR. HALKA BURADA TOPRAKLAR VERİLEREK, BU TOPRAKLAR VERGİDEN MUAF TUTULMUŞTUR.

             1770 YILINDA ADANA VALİSİ BULUNAN ABDURRAHMAN PAŞA BELEN’E DAHA ÇOK NÜFUS YERLEŞTİREREK BURASINI BİR KASABA HALİNE GETİRMİŞ VE BURAYA BEYLAN ADINI VERMİŞTİR.

             BELEN’DEN 1648 TARİHİNDE GEÇMİŞ OLAN EVLİYA ÇELEBİ İSE BURASININ ADINI BELEN OLARAK BİLDİRMİŞTİR. BELEN TÜRKMENLERİN DİLİNDE YOKUŞ VE YÜKSEK DAĞ ÜZERİNDE BULUNUP İKİ DAĞI AYIRAN YOL MANASINA GELMEKTEDİR. BU NEDENLE İLÇEMİZE BELEN ADI VERİLDİĞİ DÜŞÜNÜLMEKTEDİR.

             İLÇEMİZDE BELEDİYELİK ANTAKYA’DAN SONRA 1885 YILINDA İKİNCİ BELEDİYE OLARAK KURULMUŞ OLUP, İLK BELEDİYE BAŞKANI DA ŞAKİR EFENDİ OLMUŞTUR.

             İLÇEMİZİN YÜZÖLÇÜMÜ 213 KİLOMETREKAREDİR. İLÇEMİZ 36 DERECE 30 DAKİKA ENLEM VE 36 DERECE 15 DAKİKA BOYLAMDA OLUP, DOĞU AKDENİZ’DE AMANOS DAĞLARININ HEM İSKENDERUN KÖRFEZİNE BAKAN YÜZEYLERİNDE, HEM DE AMİK OVASINA BAKAN KISIMLARINDA YER ALMAKTADIR. İLÇE MERKEZİ AMANOSLAR ÜZERİNDEKİ ÇOK ÖNEMLİ BİR GEÇİT OLAN VE YÜKSEKLİĞİ 600 METREDEKİ BELEN GEÇİDİ ÜZERİNDE KURULMUŞTUR.İLÇENİN EN YÜKSEK RAKIMI 1722 M2.DE ÇOBANDEDE TEPESİDİR.

  KÖRFEZE DOĞRU İNİLDİĞİNDE NARENCİYE VE AZDA OLSA SICAK İKLİMLERDE YETİŞEN PAMUK ÜRÜNLERİ, AMANOS DAĞLARI ÜZERİNDEKİ ARAZİLERDE İSE ELMA, KİRAZ, VİŞNE, TRABZON HURMASI GİBİ SOĞUK İKLİMİ SEVEN BİTKİLER YETİŞTİRİLMEKTEDİR.

             İLÇEMİZİN KIŞLARI SOĞUK VE YAĞIŞLI, YAZLARI SERİN OLMASI DOLAYISI İLE BİR SAYFİYE YERİDİR. BÖLGEMİZİN VE ÖZELLİKLE İSKENDERUN İLE KIRIKHAN’IN SICAKLARINDAN BUNALAN HALK YAZ AYLARINDA İLÇEMİZE YAYLAYA GELMEKTEDİR. YAZ AYLARINDA BUNA BAĞLI OLARAK İLÇENİN NÜFUSU İKİ MİSLİ ARTMAKTADIR.
 

Kanuni Sultan Süleyman devrinden önce bir yerleşim biriminden ziyade geçit niteliğinde bir bölge olan Belen'in ve Bakras'ın eski tarihi hakkında bilgiler vilayet salnamelerinde mevcuttur. Vilayet salnamelerinde geçen bilgilerde bu bölgenin Arap tarihinde mühim rol oynadığı ve Bakras mevkiinin Emeviler döneminde gayet bayındır bir bölge ve stratejik önemi olduğu geçmektedir. 
 

Dünya tarihinde ilk defa Belen'in yerleşim birimi olarak ortaya çıkması Kanuni Sultan Süleyman devrinde olmuştur. Bu dönemden önce şu anki Belen’in bulunduğu coğrafyada bir yerleşim birimi olduğu kaynaklarda mevcut değildir. Kanuni Sultan Süleyman devrinden önce ki kaynaklarda, Belen'den çok şu an Belen'e bağlı ve Belen'e uzaklığı yaklaşık 23 km ve güney batısında bulunan Bakras ve şu an harabe bir şekilde olan Bakras kalesinden söz edilmektedir. Bakras mevkii ve Bakras kalesi eski dönemlerde çevresindeki bölgelerin korunması açısından önem arz ettiği için tarihte bir çok medeniyet bu kaleye sahip olmuştur ve Bakras kalesi tarihte bir çok medeniyete hizmet vermiştir.

Kanuni Sultan Süleyman devrinden önce bir yerleşim biriminden ziyade geçit niteliğinde bir bölge olan Belen'in ve Bakras'ın eski tarihi hakkında bilgiler vilayet salnamelerinde mevcuttur. Vilayet salnamelerinde geçen bilgilerde bu bölgenin Arap tarihinde mühim rol oynadığı ve Bakras mevkiinin Emeviler döneminde gayet bayındır bir bölge ve stratejik önemi olduğu geçmektedir.

Belen, yerleşim birimi olarak kurulumundan evvel geçit bölgesi olduğu için Hac yolu olarak kullanıldığı kaynaklarda açıklanmaktadır. Ayrıca Belen geçidi Osmanlı Devleti zamanında Surre Alaylarının geçtiği güzergah üzerindedir. İstanbul Kartal'dan hareket eden Surre alayı Adana - Misis, Kurtkulağı Payas, Belen, Antakya üzerinden Halep vilayetine geçmekteydi. Adana ile Antakya arasında yol boyunca Surre Alayının güvenliğinden de Payas sancak beyi sorumluydu.

Tarihi süreç içerisinde birçok olaya tanıklık eden Belen'in bir yerleşim birimi olarak kurulmasını düşünen ve proje eden Yavuz Sultan Selim'dir. Yavuz Sultan Selim Çaldıran savaşına giderken bu bölgeden geçmiş, bir kumandan gözüyle bölgeyi incelemiş ve stratejik önemi nedeniyle bu bölgeye bir derbent (dar geçit) oluşturulması emrini vermiştir.

Belen'in ilk kuruluşu derbent şeklinde olup Kanuni Sultan Süleyman devrinde gerçekleşmiştir. Kanuni Sultan Süleyman buradan geçerken Belen'e birer cami, han hamam ve kervansaray yapılmasını emretmiş ve buraya ailelerin yerleştirilerek bölgenin derbent şeklinde teşekkülünü emretmiştir. Bir süre sonra da Belen mevkiine 250 derbentçi yerleştirilerek Belen derbent şeklinde kurulmuş ismine de Derbend-i Cebei-i Bakras maa İskenderun denilmiştir.

Bir kaç sene sonra da etraftan Belen'e 65 aile daha yerleştirilmiştir. İsmine de Ayne't-tell mezrua'sı (Tepecik Tımarı) denilmiştir. Belen'de o devirde yapılan sosyal tesisler (bunlar Kanuni Sultan Süleyman zamanında bir cami, han, hamam ve imaretten oluşmaktadır) ve halkının vergilerden muaf tutulması, önemli bir geçit ve derbent yeri olan bu mahallin hemen yakınında eski bir yerleşim merkezi durumundaki Bakras'a rağmen kısa zamanda gelişim sağlamıştır.

Belen'den eserinde bahseden Evliya Çelebi'de o devirlerdeki Belen köyünün durumundan söz etmektedir. Belen'in Halep eyaletine bağlı bir voyvodalık olduğunu ve yüz elli akçalık bir kaza olduğunu yedi yüz adet ev bulunduğunu ve bu evlerin birbiri üzerine havaleli bir bayır üzerinde kurulduğunu kaydetmektedir.

Belen'in köy kimliğinden kurtulup kasaba haline gelmesi ise 1183 hicri tarihinde gerçekleşmiştir. Osmanlı Padişahlarından III. Mustafa Han (1757 - 1774) zamanında Adana mutasarrıfı (eskiden bir sancağın en büyük yönetim görevlisi) olan Abdurrahman Paşa'nın yardımıyla Belen’e 400 aile daha yerleştirilerek Ayne't-tel mezruası olan Belen'in ismi resmi emirle Beylan şeklinde değiştirilmiştir

Belen bu tarihlerden sonra zaman içerisinde yapılan çalışmalar neticesinde gelişmesine devam etmiştir. Belen Osmanlı devlet teşkilatının idari düzenlemeleri gereğince 1865 tarihinde Halep Vilayetinin Payas sancağına bağlı bir konuma getirilmiştir. Bu tarihten önce Adana Vilayetine bağlı durumdadır. Halep Vilayetinin valiliğine ise 1867 tarihinden itibaren Ahmet Cevdet Paşa atanmıştır. Belen'in gelişmesini bulunduğu stratejik konuma borçludur. Ayrıca Osmanlı devleti zamanında yapılan sosyal tesisler gelişmesindeki diğer bir etkendir. Belen'in gelişmesinde diğer bir faktör Belen'in tam ortasından geçen yoldur.

Halep vilayetinin Payas sancağına bağlı ikinci dereceden merkez kaza konumunda olan Belen'in XIX. Yüzyılda Ahmet Cevdet Paşa'nın verdiği bilgiler ışığında: İskenderun'la birlikte Belen'de 1729 hane Müslüman, 312 hanesi de Hıristiyan olmak üzere toplam 2041 hanelik nüfus mevcuttu.

Belen'in tarihi seyri içerisindeki gelişmesine engel teşkil eden hadiseler de olmuştur. Belen'de 1238 ve 1288 hicri yıllarında olmak üzere iki defa deprem felaketine maruz kalmıştır. Kendi kendini toparlaması kaynakların ifadesi ile 20 - 30 seneyi bulmuştur. Belen’in kendini toparlayıp eski günlerine kavuşmasında Sultan II. Abdülhamid'in katkıları çok büyüktür. Belen'in tarihi süreç içerisinde gelişmesinde ki II. Abdülhamid Han'in payı kendi cebinden yaptığı eğitim ve ticarete dönük yatırımlardır. Belen’i günümüzde ortadan kesen E 91 karayolunun temelleri de o dönemde Sultan II. Abdülhamid Han'ın çalışmaları sayesinde atılmıştır.

Halep Vilayeti salnamelerine göre 1904 tarihi itibariyle Beylan'a bağlı beş mahalleden ve elli köy isminden bahsetmektedir:

1-Bakras

2-Şenbek

3-Kilise

4-Muhlisali

5-Hamar

 


 
Sayfa Başına Dön
 
 

© 2008 T.C. Belen Kaymakamlığı Resmi Web Sitesi

İdari Yapı | İlçemiz Belen | Yerel İdareler | Halk Rehberi | Sosyal Yardımlaşma Vakfı | Resim Galerisi | Online İletişim
Döviz Kurları | Hatay'da Hava Durumu | Atatürk Köşesi | Önemli Telefonlar